Archive for Nisan, 2008

Yahoo hem kârını hem de cirosunu arttırdı

Microsoft Yahoo’dan cevap bekleyedursun, firma kâr ve ciro miktarını arttırmış durumda.
Yahoo 2008′in ilk çeyreğine ait mali durumunu açıkladı. Bilgilere göre firma 2007′nin ilk çeyreği ile karşılaştırıldığında hem ciro da hem de kâr miktarında artış sağladı.

2007′deki aynı zaman aralığı baz alındığında cirodaki artış yüzde 9 oranında ve 1,672 Milyar Dolardan 1,818 Milyar Dolara yükseliş var. Kâr ise 142 Milyondan 542 Milyon Dolara yükseldi.

Yahoo şu sıralar Microsoft tarafından 45 Milyar Dolar karşılığında satın alınmasıyla gündemde. Microsoft tarafından Yahoo’ya verilen ültimatom dün sona erdi. Eğer halen bir cevap gelmediyse Microsoft dostça olmayan yöntemlere başvuracak.


Bu davranışlar ‘aşkın sinyalleri’

Antropolog Dr. David Givens’in yazdığı “Aşk Sinyalleri (Love Signals)” adlı kitap, Prestij Yayınları tarafından Türkiye’de yayımlandı.

 Şule Gülmen’in Türkçe’ye çevirdiği kitapta ilişkiyi 5 evreye ayıran David Givens, bunları “Dikkat çekmek”, “Gözdeki pırıltı nasıl okunur?”, “Kelime alışverişi”, “Dokunmanın dili” ve “Sevişmek” olarak sıralıyor.

Aşkın sözsüz dili” alt başlığıyla yayımlanan kitapta, tanışan iki insanın birbiriyle ilgilenmelerinin göstergeleri şöyle sıralanıyor: “Göz kırpma hızının artması: Göz kırpışının hızlanması, uyarıcı nöro-kimyasal dopaminin beyin tarafından salınmasıyla ortaya çıkan duygusal coşkunun yansımasıdır.

 

Bukalemun etkisi: Vücut hareketlerinin taklit edilmesi partnerinizin gerçekten de sizin dalga boyunuzda olduğunu gösterir. Yüz kızarması: Kulakların üstlerinden, yüzün tamamına dek yüzdeki kızıl renk tonu, partnerinizin sempatik sinir sisteminin işe karıştığının göstergesidir.

Saçları düzeltmek: Kendine çeki düzen verme ile ilgili jestler, ‘İlgileniyorum’ manasına gelir.

 

Niyet işareti: Tesadüf eseri masanın üstünde size doğru uzatılan bir kol, dokunma isteğinin işaretidir.

 Öne eğilme: İnsanlar her zaman en önemli buldukları şeye ya da kişiye doğru eğilirler; buna yönelme refleksi diyoruz.

Kocaman gözler: Partnerinizin merkezi sinir sistemi uyarıldığında göz kapaklarının istemsiz visseral kasları gözlerini normalden daha yuvarlakbir hale getirir. Sarkmış çene: Bütün ilgiyi ele geçirdiğinizde, partnerinizin dudakları görünür bir şekilde aralanır. Sarkmış bir çene biraz daha yaklaşmanız için bir işarettir.

Bakışların kesişmesi: Partnerinizin sizin görüş alanınız içerisinde sürekli aşağı yukarı göz gezdirmesi göz teması kurmayı arzuladığını gösterir.”

-OLUMSUZ İŞARETLER-

“Aşk Sinyalleri”nde tanınma devresindeki olumsuz ipuçları da şöyle anlatılıyor:

 

“Tepki yok: Dikkat çekme davetleriniz tamamen görmezden gelinirse kurlaşmanın en cesaret kırıcı işaretini almış olursunuz.

 

Donma: Durgun bir vücut tepkisiz gibi görünse de umursamazlık yerine utangaçlık sinyali veriyordur. Tüm yetişkin nüfusunun yüzde ellisini oluşturan utangaç kişilerin nazik vücut dili, kendilerini olduğundan daha az yaklaşılabilir gibi gösterir.

Soğuk muamele: Başka bir yöne doğru umursamazca dönmek, ‘beni rahatsız etme’ manasına gelir.

 

Dudakların sıkıştırılması: Sıkıştırılmış dudaklar partnerinizin sizinle kurlaşacak bir ruh durumunda olmadığı izlenimi uyandırır.”

 Kitapta, “en iyi giriş cümlesi” konusunda ise “Tekrarlayan deneyler göstermiştir ki hoş ya da küstah bir giriş cümlesi, basit ve doğrudan bir ifadeden daha az uygun olarak algılanmıştır. Kadınlar genellikle komik olma adına yapılan beceriksiz girişimlere erkekler kadar dayanamıyor. Yapılan bir ankete göre ‘Selam’ demek erkeklerde yüzde 71, kadınlarda ise yüzde 100 oranında işe yaramaktadır. Kurlaşma için en iyi giriş cümleleri ‘ortak odak’ ilkesine dayanmaktadır” görüşlerine yer veriliyor.

Aldatma konusuna da değinilen kitapta, aldatmanın 4 ana sözsüz işareti ise “Kafa sallama hızının düşmesi”, “Aşırı göz kırpma”, “Kendine dokunma, jestlerin artması, özellikle parmaklara, buruna ve ağza dokunma” ve “Konuşurken daha az el hareketi yapmak” şeklinde sıralandı.


Filistin’in Tibet’ten Eksiği Ne ?

Çin’in Tibet üzerinde kurduğu baskıyı eleştirmek için birbiriyle yarışan Batılı ülkeler, iş Filistin sorununa geldiğinde işgalciyi değil, işgal altındaki halkı boykot ediyor. İsrail hükümetinin ve pek çok İsrailli’nin Çin’i kınamasıysa trajik. Arapların Filistin’i korumak adına adım atması şart.

Tibet’teki olayların Batı ülkelerinden ve Batılı medya organlarından gördüğü ilgi, uluslararası ilişkilerin vardığı riyakârlık ve çifte standardın açık örneği. Zira bu ülkelerin liderleri, Çin’in Budist rahiplerin isyanına yönelik tutumunu kınamakta adeta yarışıyor. Örneğin, Almanya ve Fransa Çinli yetkililerden Tibet’e bağımsızlık vermesini istediler. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, Filistinlilerin dönüş ve işgalden kurtuluş hakkından kesinlikle söz etmedi. Bunun yerine bütün Arapların duygularını tahrik ederek, İsrail’in kuruluşunun 60. yıl kutlamalarına katılmak için İsrail’e yöneldiler. Keza Amerikan başkanlık adayları da aynı şekilde davranıyor. Bunun yanı sıra, Amerikalı yetkililer Çin’e karşı dünyayı ayağa kaldırırken, CIA’in Tibet halkının ‘ayaklanması’nı tutuşturmada parmağı var.

Son örnek Kongre kararı

Öte yandan, İsrail’e yönelik Amerikan bağımlılığı benzeri görülmemiş bir noktaya vardı. Bunun son göstergesi, Kongre’nin Siyonist hareketin İsrail’e göç ettirdiği Arap ülkeleri Yahudilerinin, mülteci konumundan beslenmeleri gerektiğini öngören tasarısıydı. Oysa ABD yönetimi, gerçek Filistinli göçmenlerin vatanlarına dönüş hakkını inkâr ediyor.

Batı medyasıysa Pekin’e karşı şiddet gösterileri sırasında ölen veya yaralanan onlarca Tibetli rahip için timsah gözyaşları dökerken, Filistin’de boğazlananlara karşı duruyor ve Siyonist kasapları masumlaştırıyor; saldırganı destekliyor, kurbanı kınıyor.

Batılı ve diğer ülkelerin Tibet sorunu ve Filistin sorununa yönelik tutumlarını karşılaştırdığımızda, önümüzde kör bağlılığın ve adaletsizliğin açık tablosu beliriyor. Tibet’le Filistin sorunları arasında karşılaştırma alanı bulunmamasına rağmen, bağımsızlık mücadelesi ikisi arasındaki ortak etken. Fakat Batı, Tibet halkının bağımsızlığını destekleyip Çin işgalini kınarken, her gün insanlık dışı uygulamalara ve vahşi bir işgale maruz kalan Filistin halkına karşı Siyonist işgali destekliyor.

Bütün bunlar, Filistin sorununun açık yarasıyla dünya barışını tehlikeye maruz bırakmasına, Filistin’in önemli stratejik konumu ve Arapların beslendiği doğal kaynaklardan dolayı dünya ekonomisini eritmesine rağmen yaşanıyor. Tibet bölgesiyse, özelde Filistin’in ve genelde de Arap bölgesinin sahip olduğu stratejik önemden yoksun.
Orta Asya’da özerk yönetime sahip Tibet’in, uluslararası şartların akışına hiçbir etkisi yok. Tibet, Çin’in ayrılmaz bir parçası olmakla beraber, Çin’in buradaki kontrolü dünyaya hiçbir maliyet getirmemekte ve ülkenin içişleri çerçevesinde kalmaktadır. Oysa Batı emperyalizminin denizler ötesinden Filistin’i işgal etmesi için getirdiği güçler, tıpkı Irak, Afganistan, Lübnan ve Filistin’deki gibi savaşlara yol açıp işgallere girişmek için tehlikeli roller oynuyor. Bu işgallerin ve özellikle de İsrail işgalinin sonuçları epey tehlikeli. İşgal, ekonomik etkilerinin ve can kayıplarının yanı sıra dünya barışını tehlikeye maruz bırakıyor. Bütün bunlara rağmen Batı işgali görmezden geliyor ve kızgınlığını, ülkesinden kovulan, toplumu yıkılan, işgale direnmek ve bağımsızlık için çalışmak dışında bir günahı olmayan Filistin halkından çıkarıyor.
İsrail hükümeti ve birçok İsrailli Tibet’teki Çin işgaline karşı çıkıyor ve Tibet halkının bağımsızlık çabasını desteklediklerini iddia ediyor. Arap topraklarını işgal eden ve Filistin halkına karşı en çirkin suçları işleyen İsrail’in, Çin’i kınaması gerçekten trajik. Oysa Çinliler Tibet halkının topraklarına el koymadı, uçaklarla bombalamadı, evlerini yıkmadı, çocuklarını boğazlamadı ve onları yaşamın en basit dinamiklerinden mahrum bırakmadılar.

İsrailli gazeteci Gideon Levy’nin 13 Nisan’da Haaretz gazetesinde yazdığı gibi, “İsraillilerin Tibet’teki Çin işgaline karşı durmak gibi ahlaki bir hakkı yoktur.” Kaderin cilvesi, İsrail’deki Tibet Halkı Dostları Cemiyeti’nin Başkanı Psikolog Nahi Alon, 1967′de Gazze’de iki Filistinli’nin öldürülmesine karışmış eski bir subay. Levy ayrıca şu eklemede bulunuyor: “Kendi arka bahçesinde Çin’inkinden aşağı kalmayan askeri baskı uygulayan ve işgale karşı neredeyse hiçbir protestonun yapılmadığı bir devletin vatandaşlarının, başka bir işgali protesto etmesinin meşruiyeti yoktur.” İsrailli yorumcu şu ifadelerinde de tümüyle haklı: “Bugün dünyada hiçbir yer Gazze kadar abluka altında değil. Peki sonuç ne? Dünya Çin konusunda işgalciyi boykot etme çağrısında bulunurken, absürd bir şekilde iş Filistinlilere gelince işgal altındaki varlığı, veya en azından onun seçilmiş liderliğini boykot ediyor. Bunun tarihte bir benzeri yoktur.”

Trajediden Araplar sorumlu

Fakat Batı’nın, Tibet halkının bağımsızlığını desteklediğini iddia ederken, bağımsızlık ve vatanına dönmek gibi doğal hakkından soyutladığı Filistin halkına yönelik bu zulmünün sorumlusu kim? Doğal olarak rejimleri ve hatta halklarıyla Araplar, bu trajedinin sorumlusu. Zira ellerindeki geniş imkânlarla Batı’nın tavırlarına karşı koysalardı, onları temel hatalarını düzelmeye mecbur bırakır, zulme direnmeye zorlayabilirlerdi.

Fakat Araplar Filistinli kardeşlerini desteklemekten uzak durdukça Batı, Arap topraklarını işgali, sömürmeyi, Filistin haklarını inkâr etmeyi, saldırana yardımı ve kurbana komplo kurmayı sürdürecek. Araplar ne zaman saygınlıklarını kazanacak ve milletler arasındaki konumlarını tekrar kazanacak? Ne zaman uyanacak ve olayların akışına etkide bulunacaklar?


İlk Disney Nature belgeseli 2009’da

Çizgi film karakterleriyle dünyada geniş bir pazara sahip olan Disney, bu kez bir doğa belgeseline imza atıyor.
İSTANBUL - BBC’nin “Planet Earth” dizisinden uyarlanan “Disney Nature” serisinin ilk bölümü “Yeryüzü”, 2009’da vizyonda olacak. Serinin yapımcısı, penguenlerin hayatını anlattığı “İmparatorun Yolculuğu” adlı belgeselle, 2006’da Oscar kazanmıştı.

Kırmızı Zune Satışta

Gördüğü ilgiden dolayı kırmızılı Zune 80, perakende mağazalarında yerlerini aldı.
 
Microsoft Zune’nin pazarlayıcısı Cesar Menendez, kırmızı renkli Zune 80′in perakende mağazalarında yerini aldığını açıkladı. Daha önce ‘Sevgililer Günü’ne özel olarak hazırlanan kırmızı Zune, yoğun talep görmesinin ardından bu özel günün dışında da artık alıcısıyla buluşabilecek.

Ürünün fiyatının siyah modelinde olduğu gibi 250$ civarında kalması bekleniyor. Ürün, kırmızı renginin dışında yeni bir opsiyon getirmiyor.


Yeni iPhone 2 neler getiriyor?

İlk jenerasyon iPhone’lardan sonra iPhone 2.0, kullanıcılara ne vaad ediyor?
Yeni nesil iPhone test aşamasından geçiyor ve yeni özellikleriyle beraber kullanıcıların oldukça ilgisini çekecek gibi görünüyor.

Yeni jenerasyon iPhone’un özellikleri ise şöyle:

- İkinci jenerasyon iPhone’un ebatları ilk jenerasyonunkiyle neredeyse aynı.
- 3G ve GPS teknolojileri ile donatılmış,
- Fiziksel olarak ilk jenerasyon iPhone’dan en büyük farkı, yeni iPhone’un artık arka yüzünün metal olmayacak olması. Yeni iPhone’un arka yüzü tepeden tırnağa siyah renkte olacak ve ses butonları da kromdan olacak.
- Yeni iPhone, ilk jenerasyon iPhone’a göre biraz daha kalın yapıda olacak.
- Ekran çözünürlüğü yeni iPhone’da da aynı olacak.
- Pil ömrü ya da depolama kapasitesiyle ilgili de herhangi bir fark yok.

Önümüzdeki Temmuz ayına kadar yeni nesil iPhone’un tanıtılması bekleniyor. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi yeni iPhone, henüz test aşamasında ve son haline ulaşmış değil. Bu nedenle yeni iPhone’un özellikleri değişiklik gösterebilir.

kaynak: chip.com.tr

Sayfa 5 - 7«1234567»